HastaBlog
   
 
kategori
Ayın Yazısı (4 yazi var )
Duyuru (5 yazi var )
Güncel (313 yazi var )
Kabataş Anıları (5 yazi var )
Kabataştan (5 yazi var )
Oradaydık... (5 yazi var )
Spor (14 yazi var )
Yazilar (20 yazi var )
İZER AĞABEY ardından... (1 yazi var )
Şakalar... (0 yazi var )
Şiirler (9 yazi var )

top10
Duygu'dan Yemek...
Babadan Kabataşlı...
Sadrettin Alpan Ağabey'imiz...
PİLAV a ViRA ViRA...
Dostlar Kahvesi'nde Kahvaltı
Oyumu Kime Vereceğim
"Ben Demokrat Değilim"
Kadın Değerini Bilmiyor
Bravo SABAH
70'li Yıllar

linkler
ATATÜRK GÜNLÜĞÜ-ATATURK TODAY
KABATAŞ ERKEK LİSESİ EĞİTİM VAKFI
Kabataşlılar Derneği
Sanverim...
Semih Seyyid Şiirler
T.C.Cumhurbaşkanlığı
TDK-Sözlük
Tüketiciler Birliği
İst.Em.Md.-Mobese


EZAN...

"... Ezan, ruhunu yitirmiş korkak bir sokak serserisinin nara atıp meydan okuması gibi okunmaya başlandı sanki…! Ezan, hırslarını kusan birilerinin dayatması şeklinde okunuyor gibi geliyor artık bana… ! Ezan sanki bir kimlik açıklaması…! "

 



Öncelikle belirtmeliyim ki; birileri kalkıp da; “…yok efendim bu adam ezana karşı, ezan sussun istiyor…” gibilerinden ipe sapa gelmeyen laflar etmesin…

 

Ezan, “…Allah en büyüktür… Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur… Şahitlik ederim ki; Hz. Muhammed Allah’ın resuludur… Haydi namaza… Haydi kurtuluşa… Allah büyüktür… O’ndan başka ilah yoktur…” ifadelerini;

sadece sabah ezanında da;  “…Namaz uykudan hayırlıdır”  cümlelerini  bir, iki ve daha fazla tekrar ederek, namaz vakitlerini bildiren, duyuran ve ilan eden, namaza çağrı yapan ve davet eden bir İslam ritüelidir…

Ve hepsi bu kadardır…

Başkaca da hiçbir ifadesi ve anlamı yoktur…

 

İslam’ı kavramaya başladığım lise yıllarımda, özellikle sabahları duyduğum o muhteşem makamda okunan ezan ile yatağımdan doğrulur, çoğu kez yüreğime kadar işleyen bir güven duygusu ve teslimiyet ile tarifi imkansız manevi bir huzur duyardım…

Ruhum sıhhat bulurdu, iyileşirdim sanki…

İnancımın bana verdiği ile yüce Allah’a sığınırdım hep…

Ezan bana, Allah ile aramdaki bir sözleşmenin, bir kez daha hatırlatılması gibi gelirdi… Ellerimi açar, öncelikle hamd ve şükürlerimi sunar, sonra da Yüce Allah’a kısaca yüreğimden geldiğince, dilim döndüğünce, cümlelerimi bile doğru dürüst kuramadan dua ederdim…

Ezan bu güzel dine açılan bir manevi kapı olmuştur benim için… 

 

Ama şimdilerde böyle değil…

 

Ezan şimdilerde yüreğime işlemiyor…

Güven ve teslimiyet duygusu ruhuma dolmuyor…

Manevi huzurdan o kadar uzak kalıyorum ki; nedenini anlayabilsem de; tarifi imkansız…

 

Ezan şimdilerde, bırakın makamına uygun okumamayı, bırakın müezzinin sesinin güzel olmayışını;  köküne kadar açılmış anfinin hoparlörlerinden çıkan o elektronik ve mekanik, berbat ve çın çın çınlayan ses ile; bambaşka şeyler ifade ediyor artık bana…

 

Hele hele, kuş uçuşu neredeyse beş yüzer metre ara ile konumlanmış camilerde, kendi kafalarına göre dakikalar farlılıklarında başlayan-biten tam bir karmaşa ve kakofoni içinde gürültüden başka bir şey ifade etmiyor ve getirmiyor …

 

Ruhumdaki manevi huzurun yerini, kulaklarımda ve beynimde dünyevi bir işkence alıyor…

 

Ezan, ruhunu yitirmiş korkak bir sokak serserisinin nara atıp meydan okuması gibi okunmaya başlandı sanki…!

 

Ezan, hırslarını kusan birilerinin dayatması şeklinde okunuyor gibi geliyor artık bana… !

 

Ezan sanki bir kimlik açıklaması…!

 

Hala, çok çok ender olsa da, bazen duyduğumda içimin ürperdiği ve ruhuma huzur dolan ezanlar duysam da; şimdilerde ezanlar beni namaza davet etmiyor; siyasi ve bağnaz bir jargonla sanki bana;

“…Sen gelmesen de olur, hatta sen gelme len” der gibi okunuyor adeta…!

 

Kısaca demem şu: Ezanlar, bu mekanik elektronik sesten kurtarılamaz mı?

Diyelim ki ezana farklı anlamlar yükleyenlerin dediği oldu ve hoparlörle okunmaya devam edildi; peki o zaman da, hoparlörlerin sesi kısılıp, belli bir ses ayarı ve desibel standardı getirilemez mi?

Camiler senkronize edilip kakofoni önlenemez mi?

Ezan, yukarıda yazdığım olumsuzluklarla emir kipinde değil de; anlamına uygun olarak kibar bir davet şeklinde okunsa olmaz mı…?

Müezzinler eğitilemez mi?

 

Gırtlağını yırtarcasına nara atıp, üstelik hoparlörler ile desibel sınırlarını patlatan bir müezzinin ezan okuması; bir davet değil, ne yazık ki siyasi, dinci bir dayatma ve meydan okuma olmaktan çıkarılamaz mı?

 

Ezanın anlamına uygun okunması şarttır…!

 

Ancak, dinci yalakaların yarışıp puan topladığı, emperyal dayatmalı  

“…Kakara makara”lı alayların havada uçuştuğu ve 

“…Allah’ın vasıflarını taşıyan biri”lerinin icat edildiği bu Müslüman ülkede

bunun gerçekleşmesi çok zor görülüyor... !

 






yorumlar


Bu yazıya yorum yapılmamış.

Kategori: Yazilar Yazılma: 03.12.2015 | Okunma: 779 | Yorumlanma: 0

galeri.son6
Kabataşlılar 29.Nisan Çağlayan'dayız...    Bay BAŞKAN , 1 KAYIP ve Bizler...  İPEK ve İDİL...
İpek rejimde , Afiyet olsun İdil'e....  Yemek sonuna doğru.....  Ufaklık ANIL ve kankası yakışıklı ANDAÇ  
yönetim paneli