HastaBlog
   
 
kategori
Ayın Yazısı (5 yazi var )
Duyuru (5 yazi var )
Güncel (322 yazi var )
Kabataş Anıları (5 yazi var )
Kabataştan (5 yazi var )
Oradaydık... (5 yazi var )
Spor (14 yazi var )
Yazilar (20 yazi var )
İZER AĞABEY ardından... (1 yazi var )
Şakalar... (0 yazi var )
Şiirler (9 yazi var )

top10
Duygu'dan Yemek...
Babadan Kabataşlı...
Sadrettin Alpan Ağabey'imiz...
PİLAV a ViRA ViRA...
Dostlar Kahvesi'nde Kahvaltı
Oyumu Kime Vereceğim
"Ben Demokrat Değilim"
Kadın Değerini Bilmiyor
Bravo SABAH
70'li Yıllar

linkler
ATATÜRK GÜNLÜĞÜ-ATATURK TODAY
KABATAŞ ERKEK LİSESİ EĞİTİM VAKFI
Kabataşlılar Derneği
Sanverim...
Semih Seyyid Şiirler
T.C.Cumhurbaşkanlığı
TDK-Sözlük
Tüketiciler Birliği
İst.Em.Md.-Mobese


29 Nisan Oradaydık...Beste Ünsal

Gece boyunca doğru dürüst uyuyamadım. Saat başı uyandım. İçimde müthiş bir heyecan ve enerji vardı. Saati sabah 8'e kurmuştum ama 7'de uyandım. 9'da evden çıkıp Kabataş kahvaltısına gidecektik. Akşam ki hazırlıklarımı kontrol ettim. Kendi tasarımım tişörtüm, bayraklarımız, Atatürk resimlerimiz, dedemizden emanet İstiklal Madalya'mız göğsümde, evden çıkmak için sabırsızlanıyordum. Ciddi bir enerji fazlam vardı, yerimde duramıyordum.


Gece boyunca doğru dürüst uyuyamadım. Saat başı uyandım. İçimde müthiş bir heyecan ve enerji vardı. Saati sabah 8'e kurmuştum ama 7'de uyandım. 9'da evden çıkıp Kabataş kahvaltısına gidecektik. Akşam ki hazırlıklarımı kontrol ettim. Kendi tasarımım tişörtüm, bayraklarımız, Atatürk resimlerimiz, dedemizden emanet İstiklal Madalya'mız göğsümde, evden çıkmak için sabırsızlanıyordum. Ciddi bir enerji fazlam vardı, yerimde duramıyordum.
 
Kabataş'ta Boğaz kenarında yaptığımız güzel kahvaltıdan ve sohbetlerden sonra, arabaya doluşup Mecidiyeköy'e gittik. Altı kişi olan grubumuz, gelen 3 kişiyle birlikte 9'a çıktı. Kabataş'tan çıkmadan önce buluşma planı yaptığımız diğer Kabataşlı grupla o kalabalıkta buluşma umudumuzu yitirmişken Mecidiyeköy metro istasyonunun önünde bir anda karşı karşıya geldik ve 17 kişi olarak, hep birlikte Çağlayan'a yürümeye başladık. Mecidiyeköy çevreyolunun altından geçip Çağlayan yönüne döndüğümüzdeki manzara müthişti. Kırmızı beyaz bir sel akıyordu Çağlayan'a. Herkesin elinde bayraklar, Atatürk resimleri, şapkalar, kırmızı beyaz kıyafetler, flamalar, bantlar.. Yer kırmızı gök beyaz, deyimi gerçek olmuştu sanki. Kuştepe sapağını geçip devam ettikçe kalabalık artıyordu. Florance Nightingale Hastanesi'nin önüne dönen ışıklara gelmeden önceki kavisli yolda tezahüratlar bir anda patladı. Dar olan bu bölgede yer gök inliyordu. Ses inanılmaz güçlü duyuluyordu. Buradaki ilk tezahürat şuydu :
"TAYYİP BAKSANA, KAÇ KİŞİYİZ SAYSANA."
 
Sabah saatlerinin serinliği, saatler ilerledikçe yok olmaya, güneş yükseldikçe ve yürüyüşe katılanların sayısı arttıkça sıcaklık hızla artmaya başlamıştı. Çağlayan'a giriş noktalarında polisler arama yapıyorlardı. Herkes saygıyla, itiş kakış olmadan, sırasını bekliyor, polise yardımcı oluyor ve üstü aranan yoluna devam ediyordu. Polis noktasını geçip birkaç metre ilerledikten hemen sonra, tekrar kalabalığa karıştık. Hastanenin önünde bir grup sanatçı toplanmıştı, toplanmaya da devam ediyorlardı. Tezahüratların ardı arkası kesilmiyordu. Hatırlayabildiğ im kadarıyla tekrar tekrar haykırılan tezahüratlar, sloganlar şunlardı :
 
Tayyip baksana, kaç kisiyiz saysana.
Tayyip baksana, adam gibi saysana.
Tayyip bizi sayamaz ki Tayyip bizi sayamaz ki.
Anladin sen Tayyip, anladin sen Tayyip.
Hükümet istifa.
Meclis başkanı, Atatürk düşmanı.
Meclis başkanı, Cumhuriyet düşmanı.
Çankaya'nn yolları, şeriata kapalı.
ABD imami, kaça sattin vatani?
Kasımpaşa imamı, kaça sattın vatanı?
Türkiye uyandı, imam bayıldı.
Satilmis medya, istemiyoruz.
Gül'ünü de al git Tayyip, anani da al git Tayyip.
Türkiye laiktir, laik kalacak.
En büyük asker, bizim asker.
Ne ABD, ne AB, tam bagimsiz Türkiye.
Ne mutlu Türküm diyene.
Çankaya'da ampul istemiyoruz.
Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
Bizler birlestik, siz de birlesin.
Birlesin.
Kirmizi beyaz, en büyük Türkiye.
Tayyip'i alana, Aydin Dogan bedava.
Cumhuriyet bayragi, daha daha yukari.
Zipla zipla, ziplamayan Tayyip'tir.
Iste Tandogan, iste Çaglayan, anani da al git Erdogan.
Seriata karsi omuz omuza.
Edison bile pişman.
Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma.
Al Tayyip'i koy çuvala, salla salla vur duvara.
Anam rahatsız, babamla geldim.
Anam da burada, babam da burada.
Oğlum benden gemi istiyor.
Tehlikenin de, gücümüzün de farkındayız.
 
Tüm bu tezahüratların arasında, 10.Yıl Marşı ve ağ Başını Duman Almış Marşı tekrar tekrar söyleniyordu.
Yüzlerce sivil toplum kuruluşu ve eğitim kurumu oradaydı.
 
O kadar kalabalıktı ki, ileri doğru yürümemiz mümkün değildi. 10 saniye boyunca durmadan ilerleyebilince mutlu oluyorduk.
Bu kalabalıkta ne bir izdiham, ne bir kavga, ne bir taciz, ne bir hırsızlık teşebbüsü.. Hiçbir olumsuz olay olmadı. Herkes birbirine saygılıydı. Kaç kişi farkında olmadan, bayrağını arkasındakinin ya kafasına çarptı, ya gözüne soktu.. Arkadakiler saygıyla önündekini uyardı, öndeki kişi büyük bir içtenlikle istemeden rahatsız ettiği kişiden özür diledi. Herkes tam bir birlik beraberlik duygusu içindeydi.
 
6-7 yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Babasının omzunda, güneşin sıcağına rağmen, hiç susmadan nasıl haykırdı, nasıl bağırdı anlatamam. Kendi kendine türettiği sloganları durmaksızın haykırdı, çevresindeki kalabalığa sloganlarıyla hükmetti. Onun başlattığı sloganları büyük kalabalık haykırdı.
 
Kalabalık o kadar fazlaydı ki, yürüyüşün son 20-25 dakikası hariç ne sahneyi ne de büyük ekranı göremedik. Düşünün, 12'de başladığımız yürüyüşte saat 4'te sahneye yaklaşabilmiştik. Tuncay Özkan'ın coşkusuna bütün kalabalık ortak oldu. Edip Akbayram'ın "Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz" şarkısına bütün kalabalık eşlik etti ama eşkiya ile başlayan kısıma gelindiğinde o tepkili haykırışı duymalıydınız. Rutkay Aziz'in tiyatral bir şekille haykırarak okuduğu Nazım Hikmet şiiri ile kalabalık daha da coştu. Türküler eşliğinde halaylar çekildi. 2 km'lik bayrak büyük bir gururla taşındı. Bebekler, çocuklar, yaşlılar, gençler, analar, babalar, herkes oradaydı.
 
Acaba kaç kişiydik? Mitinge katılanları sayma konusunda uzman olan yetkililere soruyorum, bu sefer sayabildiniz mi?
Muhalefet partileri, bu sefer sesimizi duyabildiniz mi? Şahsi menfaatlerinizi bir kenara koyup, ülke menfaatleri adına birleşmeniz gerektiğini idrak edebildiniz mi?
"Oy verecek parti yok." diyerek sandığa gitmeyenler. . Birleşince nasıl güçlü oluyoruz, görebildiniz mi? Oy vermeyince neler oluyor, anladınız mı?
Üç kuruşa tamah edip, kalemini, sayfalarını satan medya kuruluşları ve çalışanları. Ne kadar "küçük" olduğunuzu anlayabildiniz mi?
Vatanı parsel parsel "babalar gibi" satan, "Oğlumun ödediği vergilerle maaş alıyorsunuz", "Ananı da al git", "Senin oğlun da işsiz kalsın." diyebilecek kadar kötü, gaddar, acımasız ve merhametsiz olan, şehitlere kelle diyen, askerliğin yan gelip yatma yeri olduğunu ve demokrasinin araç olduğunu söyleyen, şehit anneleriyle "muhattab" olmayan ve bunun gibi birçok kara sözü edip kara eylemlerde bulunan insanlar, ne kadar "büyük" olduğumuzu anlayabildiniz mi?
 
Bizler tehlikenin de, gücümüzün de farkındayız. Bizler Mustafa Kemal'in çocuklarıyız. Bizler imkan ve şeraiti düşünmeyiz. Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda mevcut.
 
 
beste
babadan Kabataşlı...





yorumlar


Bu yazıya yorum yapılmamış.

Kategori: Oradaydık... Yazılma: 05.05.2007 | Okunma: 1810 | Yorumlanma: 0

galeri.son6
Kabataşlılar 29.Nisan Çağlayan'dayız...    Bay BAŞKAN , 1 KAYIP ve Bizler...  İPEK ve İDİL...
İpek rejimde , Afiyet olsun İdil'e....  Yemek sonuna doğru.....  Ufaklık ANIL ve kankası yakışıklı ANDAÇ  
yönetim paneli